Perşembe, Haziran 01, 2006

Eşek ve Efendileri



Bahçıvanın eşeği
Kaderden şikayetçiymiş.
Gün doğmadan kalkmak
Canına tak demiş.
- İNSAF, diyormuş;
Horoz bile uykuda ben yüklenirken.
Neymiş? Pazara ot gidecekmiş.
Ot için uyan caanım uykudan.
Kader acımış eşeğe.
Değiştirmiş efendisini.
Bizimki düşmüş bir dericiye.
Gel de arama eskisini:
Deriler leş gibi kokar,
Üstelik ottan da ağır.
- Ah, demiş; ben böyle mi olacaktım?
Eskiden hiç olmazsa,
Başımı bir attım mı arkaya,
Bir parça yeşillik yolardım.
Lahana bile çıkardı bahtıma.
Şimdi yesem yesem
Sopa yiyorum başımı çevirsem.

Kader yine acımış eşeğe,
Almış dericiden, vermiş kömürcüye.
Eşeğin hali büsbütün duman.
Başlamış yine dert yanmaya;
Kader kızmış artık o zaman:
- Bıktım gayrı, demiş, bu eşekten.
Padişahlara yüz vermedim
Bu eşeğe verdiğim kadar.
Başka işim mi yok benim?
Dünyada dertli bir o mu var?

Kader haklı; ama hep böyleyiz:
Bir türlü halimizi beğenmeyiz.
En kötü kader hep bizimkidir.
Tanrıya dilekçe üstüne dilekçe:
Bütün dileklerimizi yerine getirse
Ardından yenileri gelir

Jean de La Fontaine ( hayatı hakkında)
çev. Sabahattin Eyuboğlu

Hiç yorum yok: