İslamcı-Muhafazakar ideolojik zihniyet dünyası için, "ikiyüzlü olmak" en geçerli davranış kodudur. Hatta neredeyse ideoloji olarak varlığını, bu kodu kullanışlı hale getirmesine, meşru göstermesine, gerçekleri gizlemede iyi bir örtü olmasına borçludur. Bu davranış, "her iki dünyada da cenneti garanti etmeyi" temel alan bir pragmatizm biçimidir. Tipik bir islâmcı muhafazakar "ne yardan ne serden" geçer. Bu davranış kodu yapısı gereği genel geçer ahlaki bir süzgeci devre dışı bırakır. İki dünyanın da nimetlerinden vazgeçemeyen mümin sadece kendi zihniyet dünyasında geçer akçe olan pragmatik bir ahlak anlayışı yaratır. Üstelik bu öyle bir ahlaktır ki herkese de pazarlanabilir. Çünkü en ahlaklının kendisi olduğuna yönelik bir körlüğü de içerir. Bu körlük; çıkarcılık, kapalılık ve bilgisizlik üzerine temellenir. Güce bağlılık ve ondan korku da harcını döker. Bu haliyle kendisi dışındakilere ahlak ihraç ederken, "Bakmaz haline, Hasandağı'na oduna gider." durumu yaşanır.
Kendi içinde bir reform beklentisinde olan kimi islami kesimlerin islami ideolojiyi köklü bir eleştici süzgecinden geçirirken ilk sorgulamaları gereken ( sorgulama kelimesi, din sözkonusu iken belirli bir sınırlılığı içerir manada...) ahlaki yapısal sorun olarak, bu davranışsal kod karşılarına çıkar. Bu kesimler kendilerinde varolduğunu düşündükleri, aslında yeni olan veya sonradan eklemlenmiş, daha genel geçer evrensel kabulu olan ahlaki davranış ve anlayışın dinin temeli olduğunu dillendirirken, aslında çok bariz farketmeleri gereken, "eğer öyle ise, neden böyle?" şeklinde basitçe diyebileceğimiz yaman çelişkileri inançsal körlük nedeniyle görmez ya da dışardan bakınca "başkasının yalanına gerekçe arayan" konumu muhafaza ederek belki de o bekledikleri değişimin önünde kendileri dikilmek zorunda kalırlar. Oysa olumsuzluklarla yüzleşip, hatalar kabullenilmeden değişim olmaz.
Bizim coğrafyamızda, adına "müslüman sol " denilen, bizim de "vicdani müslümanlık" diyebileceğimiz anlayış, aslında bu eleştiri ve yorumlama tarzıyla, kendi coğrafyasının ve sosyokültürel ard birikiminin dizayn ettiği bir din anlayışının tezahürleridir. Bu yeniden üretim bu insanların düşünce ve inanç dünyalarına büyük ölçüde Anadolu'da adına "eren, ermiş, evliya, rind" diyebileceğimiz yaşam önderleri, düşünce ve gönül adamlarının doğal çabasıyla eklenlenmiştir. Bu gün bu müslümanların inançlarında hayranlık duyduğu çoğu unsur, bu insanların çabalarının bir ürünüdür. Kendileri bunun tam tersini düşünselerde diğer coğrafyalarda aynı dinin, aynı insani ve vicdani sonuçlar doğurmaması, kendilerinin, aynı inanç dünyası içinde çağdaş değer yargıları ölçütünde yorumlandığında ciddi bir fark yaratması, söylediğim gerekçeye haklılık yaratır..
Merkezinden uzaklaştıkça, coğrafyası genişledikçe, bu farklılaşan coğrafyalarda hayata başka pencereden bakan insanların yaşamına sokuldukça din eleştiriye ve yoruma tabi kalmıştır. Dinler başka diyarlara zorla nüfuz etmiştir ama farklı yorumlanmasına engel olamamıştır.
Bugün için olumlu bulduğumuz, ve diyalektik bir gerekçe ile sayılarının artmasını umduğumuz bu inançsal yol, mevcut durumda en ciddi eleştirisini içinden çıktığı kesimlerin bu davranışsal koduna yöneltmesi ciddiye alınacak bir umut doğurmaktadır.
Gediğine Uyan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gediğine Uyan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazartesi, Haziran 16, 2014
Perşembe, Mayıs 09, 2013
Çarşamba, Şubat 01, 2012
Paganizmin Dehası
* Paganizm, öncelikle Hıristiyanlığın tam karşıtıdır; ve rahatsız edici gücünü, belki de kalıcılığını tam da buna borçludur.
* Dualist değildir ve ne ruhu bedenin; ne de inancı bilginin karşısına koyar.
* Bireysel ve toplumsal yaşamın rastlantılarının yansıttığı güç ve anlam ilişkilerine ( dışsal bir kural olarak) ahlak tahsis etmez.
* Tüm olayların bir işaret olduğunu ve tüm işaretlerin anlamı olduğunu ileri sürer.
* Kurtuluş, aşkınlık ve gizem ona temelden yabancı şeylerdir. Bunun sonucu olarak yeniliği ilgiyle ve hoşgörüyle karşılar; tanrıların listesini uzatmaya her zaman hazırdır.
* Sentezden değil eklemeden ve munavebeden anlar.( Bu kuşkusuz hıristiyan misyonerliği yüzünden yanlış anlaşılmasının en derin ve kalıcı nedenidir.)
* Kendi adına asla bir misyonerlik pratiği yoktur.
----------------------------------------------------------
* Doğanın efendisi değil, onun bir parçası olunduğu düşünülür.
* Pagan inancının temeli "Gaia", kutsal kitabı doğadır.
* "Cennet", "cehennem" inancı olmadığı gibi "Şeytan" inancı da yoktur.
* Yaşamın sonsuz döngüsüne inanılır, içsel bir huzur hedeflenir.
Kaynak : Paganizmin Dehası
/ Marc Augé / Dost
Salı, Mayıs 31, 2011
Düzen Adamının Profili
Kapitalizm antropolojisinin kalıplarının, maskelerinin, yargıçlarının, savcılarının, gardiyanlarının, faşistlerinin gerçekliği : Kendi yabancılaşması içinde kendinden memnun, sırf başkalarına işkence ederek, sömürerek yaşayan, varoluşunun temeli mesleki başarı, terfi, dirsek oyunları olan, Üçüncü Dünya'daki ve buradaki birkaç milyar insanın yoksulluğundan sömürülmesinden, açlığından ve sefaletinden zevk alan bir pislik.
Ulrike Meinhof
Pazar, Ocak 30, 2011
Liberallere Masallar
Eskiden eşeklerin kendilerine özgü, zengin bir dilleri varmış. Kendi ülkelerinde eşekçe konuşur yazışırlarmış.Günün birinde kurt sürüleri, eşeklerin ülkesine saldırmış. Eşekler, kurtların saldırıya geçtiğini haber almışlar ama "Yok canım, kurtlar ne diye bize saldırsın" diye kendilerini avutmuşlar. Kurt sürüleri yaklaştıkça kurt kokusunu da almaya başlamışlar. Ama, "Yok canım, kurt değildir, inşallah kurt değildir" demişler. Kurtlar daha da yaklaşmış, ayak sesleri duyulmaya başlamış, eşekler yine kendilerini avutmuşlar; "Kurt değildir, ne diye kurt olacakmış." ...
İyice yaklaşan kurtları gözleriyle görmüşler, ama gönülleri el vermediği için "Bunlar kurt değildir kurda benzer bir şeydir." diye savunmuşlar.
Sonunda kurtlar dişlerini sağrılarına geçirince eşekler de gerçeği anlayıp can acısından haykırmaya başlamışlar: Aaaaa! Ooooo!
Korkudan dilleri tutulduğundan başka birşey konuşamıyor, sadece, Aaaa, oymuş, kurtmuş anlamında, "Aaaaa, ooooo" sesleri çıkarıyorlarmış.
O zamandan beri, eşekler dillerini unutmuşlar, "Aaaaa, oooo" diye anırmaya başlamışlar.
Aziz Nesin
Perşembe, Ocak 20, 2011
Çarşamba, Eylül 01, 2010
Kargayı Kondurman Gül'e...

“Sayın Bakan ‘İşin esas sorumluları konuşsun, sanatçılar konuşmasın’ demiş, esas sorumlu geldi, burada. Bu kazıyı başından sonuna kadar yapan kişi benim. Burası Dünya Uygarlık Mirası Listesi’ne girebilecek nitelikte bir yer ve içinde dünyanın en sağlam kalmış en büyük sıcak suyu olan ılıcasına sahip. 40 bin metrekarelik alanı kapsıyor ve bunun 9 bin metrekaresini sadece ılıca oluşturuyor. Bu açıdan dünyada başka bir örneği yok. Sayın Bakan başka bir örneğini bulursa ben bu meslekten ayrılırım, bu kadar net söylüyorum. Görevimden istifa eder bir daha da böyle bir şey konuşmam. Ama bildiğim için söylüyorum.”
Yrd.Doç.Dr. Ahmet Yaraş
Horozla İnci
Salı, Mart 31, 2009
Perşembe, Şubat 19, 2009
Tarihçi - Methiye
Çarşamba, Şubat 18, 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
