Bir Gün...

Çarşamba, Mayıs 20, 2009

Bırak gam, kederi yaralı gönlüm,
Yüce dağdan duman çekilir bir gün,
Çapa vurulmadık bu topraklara,
İlkbahar da tohum ekilir bir gün,

Gün olur dikleşir eğilen başın,
Yaşam boyu akmaz kan ile yaşın,
Matem müjdeleyen kanlı baykuşun,
Ocağına incir dikilir bir gün,

Unuttu dediğin dost seni anar,
Alnının terini sofraya sunar,
Sana kutsal gelen bin yıllık çınar,
Fiske vuruşuyla yıkılır bir gün,

Meyveye dönüşür kuruyan dallar,
Kaplani giyinir yeşiller, allar,
Gelir bayram günü çalar davullar,
Ak ellere kına yakılır bir gün.
Hasan Kaplan

Haydi Barikata & A Las Barricadas

Cumartesi, Mayıs 16, 2009

Haydi barikata, haydi barikata,
ekmek, adalet ve özgürlük için.


Kara fırtınalar sarsıyor göğü,
kara bulutlar kör eder gözleri,
ölüm ve acı beklese de bizleri,
onları yenmek için yürümeliyiz
ve
en değerli varlığımız özgürlük,
cesaret ve inançla savunmalıyız.

Haydi barikata, haydi barikata,
ekmek, adalet ve özgürlük için.


Kalplerimizde, kardeşlerimizle
tüm dünyada büyüyor direniş.

Haydi barikata, haydi barikata,
ekmek, adalet ve özgürlük için.

Bandista

* * * * * * * * * *

Kara fırtınalar havayı bozuyor.
Karanlık bulutlar görmemizi engelliyor.
Sorumluluk bizi acının ve ölümün beklediğini yere,
düşmana karşı durmaya çağırıyor.

En değerli şey özgürlük,
onu sadakat ve cesaretle savunmak gerek.

Halkı özgürleştirecek olan
devrim bayrağını yükselt.
Ayaklanan emekçiler savaşa,
bu reaksiyonu yıkmak gerek.

Haydi barikatlara!
Konfederasyonun zaferi için.
Haydi barikatlara!

Düzen: Başarısızlık Makinesi

Perşembe, Mayıs 14, 2009

Yoksulluk, cehalet, umutsuzluk, ve kendine güven eksikliğinin dişlileri dönerek, düşleri kuşaktan kuşağa tüketen bir sonsuz başarısızlık makinesi oluşturuyor.Bu makineyi işletmenin bedelini hepimiz ödüyoruz.Cehalet makinenin dingil çivisi.
Yüreklerimizi kurbanların utancına ve sefilliğine karşı taşlaştırsak bile, cehalet için her birimizin ödediği fatura çok yüksek: Tıbbi giderler ve hastanedeki hasta sayısı; suç oranı ve hapisaneler; özel eğitim; düşük verim ve içine düştüğümüz ikilemleri çözebilecek kapasitede olduğu halde yitirilmiş beyinler faturanın kalemlerinden bazıları.
Carl Sagan
/Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı
/ Tübitak / Miyase Göktepeli

Şarap

Salı, Mayıs 12, 2009

Bektaşi Cuma'ya gitmiş. Camide hoca, yüksekçe bir yere çıkmış, boyuna nutuk atmak da, hem de şarap içenleri açıkça kınamaktaymış. Bektaşi can kulağıyla dinlemeye başlamış:
-Şarap içenler öbür tarafta her türlü cezayı göreceek.
Şarap içmeyenlersee her türlü sefayı süreceek.
Hatta her birinin emrinee 40 huri verilecek.
Huriler söyle güzel, böyle hoş,
Hurilerin hepsi birbirinden latif,
Hepsi birbirinden mültefit..
Şarap içenlerinsee, içtikleri her şarap şişesi sırat köprüsünden geçerken,boyunlarına asılacak..!
Bektaşi dayanamamış, durduğu yerden seslenmiş:
-Hoca efendi, şişeler dolu mu olacak, boş mu?'
Hoca gürlemiş:
-Bre zındık! .... Sen dolu şişelerle öbür tarafı meyhane mi
sanırsın..!
Bektaşi boynunu büküp itiraz etmiş:
-İyi ama hoca, adam başı 40 huri ile sen de öbür tarafı (.)erhane mi
sanırsın ?

Organize İşler


Mevcut ideoloji nasıl işler, Goebbels gibi deneyimli faşiste kulak verip anlayalım:
*Halkı her zaman ateşle. asla soğumasına izin verme.
*Hatalı olduğunu veya yanlış yaptığını asla kabul etme.
*Asla rakibinin üstün bir yanı olduğunu kabul etme.
*Asla kendinden başka bir seçeneğe hareket alanı bırakma.
*Asla kabahat üstlenme.
*Sadece bir rakibine odaklan ve kötü giden herşeyin suçunu onun üzerine yık.
*Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır.
*Bir yalanı yeteri sıklıkla tekrarlarsan, halk eninde sonunda ona inanır.

Goebbels ( nazilerin propaganda bakanı)

Egemenler ve Din

Perşembe, Mayıs 07, 2009

Ezilen ve acı çeken yoksul insanlar, din kurumunda kendi yalnızlıklarının ve güçsüzlüklerinin bir avuntusunu bulmuşlardır. İnsanla doğaüstü güçler arasındaki ilişki, köle sahibi (Rabb) ile köle (kul) ilişkisi olarak kurumlaşmıştır. Pek korkulan ölümü anlayıp açıklayamamak da bu ilişkinin köle sahibi yararına kökleşmesini sağlamıştır. Köle sahibi öylesine güçlüdür ki ölümden sonra da yardımını ve koruyuculuğunu sürdürecektir. Bu niteliği ile egemen sınıfların çıkarlarını korumak için güçlendirilen din kurumu, köleci toplumdan feodal topluma geçince devletleşmiştir.

Devlet dinleri geleneği, feodal toplumun kalıntısı olarak, günümüzde de sürmektedir.Köleci üretim düzeninin ürünü olarak büyük dinler tümüyle bir köle hukuku üzerine kurulmuştur. Faiz yasağı, topraklarını işletmek için borç para almak durumunda bulunan toprak sahiplerini korumak amacı güder. Sadaka kurumu, yoksulluğun sonsuzca var olacağını onaylar.
Egemen güçler din kurumundan geniş çapta yararlanmışlardır; acı çeken geniş insan yığınlarını afyonlayıp uyutmuşlar, din kurumuyla sürekli bir baskı altında tutmuşlar, başkaldırma belirtileri başlayınca ortaya din sorunları atarak onları birbirine kırdırmışlar ve öbür dünya ile avutup, korkutup, sindirmiş, kaderci, kenisiyle aynı din/milletten olan egemenlere karşı haklarını aramak yerine her durumda şükreden hale getirilmişlerdir.
Erdoğan Aydın / Kur'an ve Din - İslamiyet Gerçeği I
/ Kırmızı Yayınları / s 54-55 / 9. Baskı





Terörist

Çarşamba, Mayıs 06, 2009

Dünyanın gerçek teröristleri gece yarısında karanlıklarda buluşmazlar veya bazı vahşi eylemlerden önce "Allahu Ekber" diye bağırmazlar.
Dünyanın gerçek teröristleri 5000 dolarlık takım elbise giyerler ve finans dünyası, hükümet ve iş hayatının en yüksek pozisyonunda çalışırlar.
Zeistgeist





Archive