Perşembe, Ekim 05, 2006

Hayatın Gidişatı



''Tutkular mı, gönlün o tatlı ağrısı da
mantığın sözü önünde silinip gidecektir.
Ve yaşam, çevrene soğuk bir dikkatle baktığında
boş ve aptalca bir şakadan başka nedir...''
M.Y.Lermontov

Hayattan kopmak hiçte kolay değildir. Onun savruk , her yöne akan ,hesaba gelmez tadları vardır.Gençlik denen rüya ,hususiyetle albenili tadların birini bırakıp, diğerine sarılmakla bezenmek ister.Herkes böyle yaşamın zevkleriyle dolu bir hayatı elde edemez elbet. Çoğunun payına düşen olabileceğin de çok daha azıdır .Azıdır dedim çünkü algılama şekliyle hissedilen budur çünkü.Ama az önce '' her yöne akan tadlar '' derken , bu sözün anlamını bu noktada durup düşünmenizi öneririm.Acı ile belirseyeceğimiz bir hayatı idame ettirmiş bir kişi için , hayatın hiç bir tadına varmadığını mı söyleyeceğiz? Hayattan tad aldığımızı söylemek için illa ki, şekerli bir hayat mı yaşamamız gerekir!?
Hayatın rüya olan kısmı ,Yunus'un deyimiyle'' Şol yel esip geçmiş gibi '' gidiverir.Geçmiş arada bir yoklayıp ,hesap sorsa,seni sorgu sual eylese de aradığın aslen huzurdur.O ki,zaman zaman , hayatın bir istasyonunda görüşüp , sohbet etsen de ; seni hep bir sonraki istasyonda bekleyen bir dostundur. Dağdaki ,gençlik denen güle erişip koparmışsındır. O artık solacaktır. Aşağı iniş başlamıştır.Eğer biraz da hırsla belirlenmiş bir hayatı iş edinmişsen , bu inişte tutamazsın ve boşalıverir ayakların,manzarayı izlemene bile vakit kalmaz ve aşağıda bulursun kendini . Hayatın kıyısında...Kanın deliyken aktığın hayatın , artık beklersin sana akmasını.Gerçek dışı da değildir bu.Hayat köpürerek daha önce hiç bilmediğin tadlarını akıtır sana.Hayatın görkemini durupta dinlendiğinde ve onu dinlediğinde görürsün...

Yalnızım Gecenin Issızlığında
Yalnızım gecenin ıssızlığında,
taşlı bir yol ışıldar durur siste;
çevre suskun kulak vermiş tanrıya,
yıldızlar konuşur birbirleriyle.

Gökyüzünde görkemli bir şölen var!

Toprak, mavi bir ışıkta dinlenir...
Kimi bekliyorum, aradığım ne?
Yüreğimi böyle daraltan nedir?


Beklediğim hiçbirşey yok yaşamdan,
geçmişten de pişmanlık duymuyorum;
özgürlük ve huzurdur aradığım!
Unutmak ve uyumak istiyorum!

Ama benim uyumak istediğim

o soğuk uykusu değil ölümün...
Yaşamda uykuya dalsın içimde,
usul usul inip kalkarken göğsüm;

gündüz gece tatlı ezgileriyle
,
bir ses türküsünü söylesin aşkın...
Yeşil dallarıyla ulu bir meşe
eğilsin üstüme ve hışırdasın...
M. Y. Lermontov
Çev.:A. Behramoğlu

1 yorum:

erhaNBey dedi ki...

Bizim dışımızda bir takım şeyler var ve bu şeyler insanı rahat bırakmıyor. Sen arabanla huzurlu bir genç adam olarak güzel manzaralı bir otoyolda bir yerlere doğru gidiyorsun, ama sonra aniden siyah bir kamyon beliriyor ve sana musallat oluyor.
işte o sırada manzaranın keyfine varman artık imkansızlaşıyor yalçıncım...
bu başkaları var ya, insanda keyif meyif bırakmıyor...
(misal: bizim salak müdür başyardımcısı)