Salı, Mart 03, 2009

Korkunç Olan




Kaderin amansız oluşu değildir sorun, çünkü bir insan bir şeyi inatla isterse, onu elde eder. Korkunç olan, istediğimiz şeyi elde ettikten sonra ondan bıkmamızdır.
/ Cesare Pavese


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yeni Şarkı


Gitarım ne zenginlerin gitarıdır,
ne de başka bir şeyin.
Şarkım bir yapı iskeletidir,
eriştirir bizi yıldızlara.
Katıksız gerçekleri şarkısında
söylerken bir insan ölmek pahasına,
anlamını bulur o şarkı
damarlarında atarken.

Şarkım ne gelip geçici övgüler düzer,
ne de başkalarına ün katar,
yoksul ülkemin kök salmıştır toprağına.
Orada, her şeyin bittiği
ve her şeyin başladığı yerde,
söylerim;
o her zaman yiğit ve derin,
sonsuza dek yeni olacak şarkıyı.
Victor Jara / 1973





Güçlü Halk




Güçlü bir halk lidere ihtiyaç duymaz.

/ Emiliano Zapata


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu



Çağdaşlık


Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda temel hedef olarak ortaya konulan "muasır medeniyete" yeni Türkçeyle söyleyecek olursak "çağdaş uygarlık" düzeyine ulaşmak gerçekten de üzerinde düşünülmesi gereken bir kavram.

Çağdaş uygarlık düzeyi, çağdaş demokrasinin bütün kural ve kurumlarıyla yaşaması demektir. Askeri darbe yapmamak, askeri darbe girşiminde bulunmamak, yapmış olanları yargılamak demektir. Çağdaş uygarlık düzeyi Şemdinli'nin, Susurluk'un, Madımak Oteli'nin olmaması demektir.Çağdaş uygarlık düzeyi gazetecinin haber kaynağını ele geçirmek için askeri savcıların Nokta dergisini basmaması, yani basın özgürlü demektir. Çağdaş uygarlık düzeyi, medyanın tekelleşmemesi; halkın haber alma özgürlüğünün sağlanması demektir.Çağdaş uygarlık düzeyi düşünce özgürlüğünün önündeki bütün engellerin kaldırılması yani 301. maddeyi savunmamak demektir. Orhan Pamuk'u Nobel için tebrik etmek demektir.

Çağdaş uygarlık düzeyi işkencenin, yargısız infazların, F tipi cezaevlerinin olmaması demektir. Çağdaş uygarlık düzeyi işçi haklarının, sendikal hakların eksiksiz ve tam olması demektir. Çağdaş uygarlık düzeyi ordunun siyasetin dışında kalması sadece "yurt savunmasıyla" ilgilenmesi demektir. Çağdaş uygarlık düzeyi üniversitelerin birer kışlaya dönüştürüldüğü, bilimsel özerkliğin ayaklar altına alındığı YÖK'ten kurtarılması demektir.

Çağdaş uygarlık düzeyi tarikatların siyasetin temel dayanağı haline getirilmemesi demektir, çağdaş uygarlık düzeyi PKK'yla mücadele adına aşiretlerle devletin işbirliği içine girmemesi demektir, çağdaş uygarlık düzeyi imam yetiştirmek için kurulan imam hatip liselerinin imamdan başka herşey yetiştirmemesi demektir. Çağdaş uygarlık düzeyi siyasetin bir rant alanı olarak kurulmaması, her iktidarın kendi kadrolarını devlete yerleştirmemesi demektir. Çağdaş uygarlık düzeyi liderler sultasına yasal zemin sağlayan siyasal partiler yasasının değiştirilmesi, halkın iradesini yansıtmayan seçim yasasının değiştirilmesi demektir. Çağdaş uygarlık düzeyi demokrasiyi sadece "sandık"tan ibaret görmeyen, katılımcı bir demokrasiyi savunmak demektir.

Çağdaş uygarlık düzeyi, ulusal gelirde, çocuk ölümlerinde, okuma yazma oranında, kadın erkek eşitliğinde, işssizlik oranında, iş güvencesinde, gelir dağılımında, bölgesel eşitsizlikte, çevre kirliliğinde dünya standartlarını yakalamak demektir.

Çağdaş uygarlık düzeyi kimsenin dini, ırkı, etnik aidiyeti farklı diye baskı görmemesi, eşit yurttaşlar olarak kabul edilmesi demektir. Çağdaş uygarlık düzeyi devletin bir resmi ideolojisinin olmaması kimsenin buna uymaya zorlanmaması demektir.

Çağdaş uygarlık düzeyi ekonominin IMF'ye, Ordunun NATO'ya, dış politikanın ABD'ye bağımlı olmaması yani bağımsız bir ülke olmak demektir.

Çağdaş uygarlık düzeyi laik olmak demektir. Devletin bütün dinler ve mezhepler karşısında tarafsız olması din ve vicdan hürriyetini güvence altına alması demektir.

Ankara'da yüzbinler toplanmış olabilir, önemli bir olaydır ama aynı yüzbinlerin ne için o alanda toplandıkları da çok önemlidir. Gerçekten "çağdaş uygarlık" düzeni için mi? Eğer öyleyse her gün çağdaş uygarlığın tepelendiği toplumsal koşullara neden tepki gösterilmiyor? Yoksa "türban" siyasal islamın olduğu kadar, bütün bunların eleştirisinin üstünü örten bir "simge" mi?

Birgün Gazetesi / B. Forta / Muasır Medeniyet / 16 Nisan 2007


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu





Kara


Neden bayrağımız kara? Kara yadsımanın gölgesidir. Kara bayrak bütün bayrakların yadsımasıdır. O, insan ırkını kendi kendisiyle karşı karşıya getiren ve insanoğlunun tekbirliğini engelleyen ulusallığın yadsımasıdır. Kara, şu veya bu devlet için, sadakat [ing. allegiance, vatan] adına insanlığa karşı işlenen tüm suçlara karşı [oluşan] kızgınlık ve hakaret halinin [rengidir]. O, hükümetlerin hilekarlıklarında, ikiyüzlülüklerinde ve entrikalarında ifade edilen insan zekasına karşı aşağılamanın karşısındaki kızgınlık ve hakaretin [rengidir]. Kara yine matemin rengidir; ulusu geçersiz hale getiren kara bayrak, onun kurbanlarının matemini tutar --daha büyük zaferler ve kanlı devletlerin istikrarı için, iç ve dış savaşlarda sayısız milyonlar katledildi. Emeği çalınarak (vergilendirilerek), insanların boğazlanmasında ve zulüm altına alınmasında kullanılanların matemini tutar. Sadece bedenin ölümünün değil, aynı zamanda otoriter ve hiyerarşik sistemler altında kötürümleştirilen ruhun matemini tutar; dünyayı aydınlatmak için asla bir şans bulamayan sansürlenmiş milyonlarca beyin hücresinin matemini tutar. Tesellisi imkansız bir kederin rengidir ...

Ama kara güzeldir de. Azmin, kararlığın ve gücün rengidir; diğer herşeyin açığa çıktığı ve tanımlandığı bir renktir. Kara filizlenmenin, doğurganlığın gizemli çevresinin; karanlıkta kendini daima değiştiren, yenileyen, hayat veren ve yeniden üreten yeni bir yaşamın yetişme zeminidir. Dünya'da saklı tohum, spermin garip yolculuğu, embriyonun rahimdeki gizemli büyümesi, tüm bunların hepsinde, karanlık çevreler ve korur ...

Yani kara yadsımadır, kızgınlıktır, matemdir, güzelliktir, umuttur; insan yaşamının yeni biçimlerinin, [ve bu biçimlerin] dünya ile beraber ve onun üstündeki ilişkilerinin beslenmesi ve korunmasıdır. Kara bayrak tüm bunları anlatır. Onu taşımaktan gurur duyuyoruz; [ama] taşımak zorunda olduğumuz için üzgünüz de ve bu gibi sembollerin bir daha gerekli olmayacağı günü şevkle bekliyoruz. Reınventing Anarchy


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu




Yalan




Siyasiler gerçeği örtmek, sanatçılar gerçeği ortaya çıkarmak için yalan söyler.

/
V For Vendetta ( Film )


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu




Pazartesi, Mart 02, 2009

İyimserlik




Ben kötümser değilim.Bana göre, var olduğu yerde kötülüğü fark etmek bir çeşit iyimserliktir.

/
Roberto Rossellini


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu



Kurtuluş Düşü


Mapusanede ışığıydı hürriyetimin,/ Ekmeğimin katığıydı sürgünde,/Her biten akşamdaydı , başlayan günde,/Ulu kurtuluş düşü memleketimin.
// Nazım Hikmet




Tek Bir Dünya


İlk iki gün hepimiz kendi ülkelerimizi görmeye çalışıyorduk.Üçüncü ve dördüncü günlerde ülkelerimizin yer aldığı kıtaları birbirimize göstermeye çalışıyorduk.Beşinci güne geldiğimizde tek bir Dünya olduğunu fark etmiştik.
/ Prens Sultan Bin Salman El Suud (Suudi Arabistanlı Astronot)


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu



Aydın mısın


Kilim gibi dokumada mutsuzluğu
Gidip gelen kara kuşlar havada.
Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
tabanında depremi kara güllerin
Duyuyor musun?

Kaldır başını kan uykulardan,
böyle yürek ,böyle atardamar atmaz olsun.
Ses ol,ışık ol, yumruk ol,
Karayeller başına indirmeden çatını
Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
alıp götürmeden büyük denizlere,
çabuk ol.

Tam çağı işe başlamanın doğan günle,
bul içine tükürdüğün kitapları yeniden,
her satırında buram buram alınteri.
Her sayfası günlük güneşlik,
utanma suçun tümü senin değil,
yırt otuzunda aldığın diplomayı
alfabelik çocuk ol.

Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
tel örgüler çevirmiş yöreni,
fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende.
Benden geçti mi demek istiyorsun,
aç kollarını iki yana
korkuluk ol.(1968)
Rıfat Ilgaz



Kayıp Çocuk



Birden işitilmez olsun ayak seslerim;
Gölgem bir başka sokağa sapıversin;
Unutayım bir anda her şeyi,
Nerde oturduğumu,
Bir tuhaf adem olduğumu Can adında.
Aklım arayadursun başka kapılarda kısmetimi,
Ben, bilmediğim sokaklarda bir başıma;
Gönlüm öylesine geniş, öyle ferah,
İlk defa görmüş gibi dünyayı,
Bir şaşkınlık içinde, yeniden doğmuş gibi;
Hatırlamam artık değil mi, dostlar,
Hatırlamam artık garipliğimi?

Can Yücel



Bir Türk ün Yakınmaları

(Yabancı bir dosta mektup)

Güneşin yakıcı ışınları altındaki o yabanıl ülkeyi bilir misin?
koruların ve solgun çayırlarınçiçeklendiği?
Kurnazlığın ve kaygısızlığın kötülükle birleştiği,
Korkuyla kıvrandığı insan yüreklerinin?
Ve o ülke ki bazen
Akıllar soğuk ve serttir taş gibi
Fakat zamansız bir tasayla ezilir güçleri
Dingin alevi iyiliğin söner erkenden.
daha başlangıçta yüktür orada yaşam
ve azarlanış gelir ardından sevinçlerin
Tutsaktır ve zincir altında inler orada insan
Dostum!İşte o ülke yurdumdur benim!

Not:Ah, anlıyorsan eğer beni
Açık konuşmadığım için kınama;
Varsın yalan gizlesin gerçeği:
Ne yapalım ? Hepimiz insanız ne de olsa!(1829)

Mihail Yuryeviç Lermontov
çev.:Ataol Behramoğlu