
Kurt ezile büzüle; “Ey büyük sultanım!”
demiş. “Şu öküzü siz buyurun, keçi benim, tavşan da tilki kardeşin
olsun.”
Aslan birden çok kızmış. Ve “Bre küstah!” demiş.
“Sen kim oluyorsun? Ben varken sana pay etmek düşer
mi? Sonra da bir pençe darbesiyle kurdu
yere sermiş. Bu kez tilkiye dönüp; “Öyle aval aval bakma da paylaştır şu avları bakalım!” demiş. Tilki; “Haşmetli sultanım! “ diye söze başlamış. Pay etmek haddim
değil ama madem emir buyurdunuz söyleyeyim.
Tavşan sabah kahvaltınız; öküz, öğle yemeğiniz olur, keçiyi de akşam yersiniz.”
Aslan bu paylaştırmadan çok hoşlanmış ve tilkiye, bu
kadar adil paylaştırmayı nereden öğrendiğini sormuş. Tilki de; “Yüce
efendim!” demiş. “Şu haddini bilmez kurdun halinden öğrendim.”