Sağlığı olumsuz olarak etkileyen etmenlerin ardındaki temel neden olarak tanımlanan eşitsizlikler, toplumları önemli düzeyde etkilemeleri, ciddi ve kalıcı sağlık sorunlarına yol açmaları nedenleriyle devletler tarafından en önemli toplumsal sorun olarak kabul edilmelidir.
Bozuk gelir dağılımı, kötü çalışma koşulları, sosyal koruma politikalarından uzaklaşılması, savunmasız grupların giderek büyümesi, küresel iklim değişikliği ve çevre sorunları sağlığı tehdit etmektedir.
Eşitsizlikler uçurumunun yanı sıra, kaynak yaratma olanaklarının kısıtlı olması gibi etmenler de bireylerin ve toplumun sağlığını daha da olumsuz olarak etkilemektedir. Bu alanda küresel ve ulusal düzeyde çok sayıda bilimsel kanıt üretilmiştir. Bugün geldiğimiz noktada devletin sağlık hizmetlerindeki sosyal devlet rolüne her zamandan daha fazla gereksinim duyulmaktadır.''
"Yaratıcı akıl" ile "doğruyu bulma" atılımlarından yoksun toplumlarda, kurnazlık ağır basar. Ve ortaya, önüne gelenin birbirinin gözünü boyamaya kalktığı bir madrabazlık panayırı çıkar... Böylesine bol tepişmeli bir sıçan yuvasında ise ne güven, ne huzur, ne de doğrulara dönük rahatlamalar olur... Karşılıklı kurnazlıklar, hemen herkesi aynı ölçüde bir yaşam felcine uğratır...
İskender var ya; hani şu büyük dedikleri... Günlerden bir gün dersler aldığı hocasına demiş ki: -Hocam, Var mı senin de bir hocan?
Hocası da hocaymış hani. Koskoca Aristo... Aristo demiş ki: -İskender,var benim de hoca olarak gördüğüm, sevip saydığım bir büyüğüm. Lakin, Anadolu'da yaşar...
-Gidelim, demiş İskender. Yola koyulmuşlar, Sinop a doğru... -Benim hocam, demiş Aristo Bir fıçının içinde yaşar. İsmi Diyojen'dir. Bu dünyadan çekmiştir elini eteğini, paçavralar içindedir. Bir su kabı vardı eskiden lakin, bir gün çeşmeden su içen çocukları görmüş, Elleri ile içtiklerini görünce, Bu kaba da ihtiyacım yok deyip onu da atmış. Deniz kıyısında, hiç bir şeyi olmadan yaşar Diyojen...
Derken, Sinop'a varmışlar. Kıyıya, kıyıya, kıyıya gitmişler Kıyıya, kıyıya, kıyıya doğru... Atından inmiş İskender. Bakmış fıçıyı görünce. Parlayan zırhı, kocaman kırmızı pelerini, ardında Aristo, ve yüzlerce atlı askeriyle beraber yanaşmış fıçıya. Bakmış içinde yaşlı ,paçavralar içinde Diyojen...
-Sen! demiş İskender. Sen! Dile benden ne dilersen, Dünyanın hakimi Büyük İskender ben.
Diyojen, şöyle bir bakmış; kafasını kaldırmış, İskender'i süzmüş, süzmüş, süzmüş, süzmüş...