Çarşamba, Nisan 04, 2012

Durumlar ve Sorular

 


Korkaklık şu soruyu sorar:
-Güvenli mi?
Menfaatçilik şu soruyu sorar:
-Faydalı mı?
Kibir şu soruyu sorar:
-Popüler mi?
Ama vicdan şu soruyu sorar:
Adaletli mi?

Martin Luther King

Perşembe, Mart 29, 2012

Azınlıklar ve Çocuklar

 

İlerleme, aydınlanma, bilim;   dinsel, politik ve ekonomik özgürlük yolundaki her çaba kitleden değil azınlıklardan kaynaklanır.
Emma Goldman


Çocuklar siyasi tutuklulardır. 
Gilles Deleuze

Cuma, Mart 23, 2012

Gerçekliği Hissetmek

Ateizm bana hiçbir şey sağlamıyor.
Hiç sağlamadı ve sağlamayacak da…

Beni iyi hissettirmiyor ya da rahatlatmıyor.
Hasta ya da kötü hissettiğimde yanımda bulunmuyor.
İhtiyaç duyduğum zaman müdahale edemez.
Beni nefrete karşı korumuyor.
Başarılı olmamı ya da kaybetmemi umursamıyor.
Gözlerimdeki yaşı silmiyor.
Gidecek hiçbir yerim olmadığında yapacağı bir şey yok.
Bana bilgece sözler söyleyip, akıl vermiyor.
Bana dikte eden öğretileri yok.
Bana neyin iyi ya da neyin kötü olduğunu gösteremez.
Kimseye ilham ve heyecan vermiyor.
Hedeflerime ulaşmama yardım etmiyor.
Eğlenirken ne zaman duracağımı söylemiyor.
Tek bir ruhu kurtarmış değildir.
Başardığım hiçbir şey için takdir etmiyor.
Dizlerimin üzerine çökerek yalvarmamı sağlamıyor.
İnanmaya zorlamıyor.
Sonsuza kadar işkence etmiyor.
Başkalarına nefretle ve aşağılamayla bakmamı öğretmiyor.
Neyin doğru neyin yanlış olduğundan bahsetmiyor.
Kimin kime aşık olamayacağını söylemiyor.
Kimseye nereye ait olmadığını söylemiyor.
Hayatın yaşamaya değer olduğunu size düşündürmüyor.

Bana hiçbir şey sağlamıyor evet, bu doğru.
Ateizm bana hiçbir şey sağlamıyor,
çünkü ondan bunu istemedim hiç.
Ateizm hiçbir şey sağlamaz
çünkü, buna ihtiyacı yok.

Din ise size her şeyi vadeder
çünkü ondan istediğiniz bu.
Din ya da iman sahibi olmaya ihtiyacınız yok.
Bunu istiyorsunuz,
çünkü güvende hissetmeye ihtiyaç duyuyorsunuz.
Ben gerçekliği hissetmek istiyorum, daha fazlasını değil.
Bu yüzden ateizm bana her şeyi sağlıyor.
Dinin çok evvelden çaldığı her şeyi…
Richard Coughlan 

Pazartesi, Şubat 20, 2012

Tanrı ve Avuntu


Her ne kadar tatmin edici ve avutucu olmasa da evreni olduğu gibi kavramak, kuruntuyu diretmekten daha iyidir.  
Carl Sagan

Cumartesi, Şubat 18, 2012

Zincir

"Daha güzel bir dünyanın, daha özgürlüklü bir dünya olmadan gerçekleşemeyeceği açık. Daha özgürlüklü bir dünyanın kurulabilmesi için de tabuların yıkılması gerekli. Her türlü tabu yıkılmalı. En başta da dinlerden, "inanç"lardan kaynağını alan tabular."

"Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı, en başta da kafalardaki "iman zinciri". İman zincirine bağlı düşünce sabittir, değişmezdir. Bu ise doğanın değişken yapısına terstir. Zincirli zihin gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Dünyamızdaki her türlü olumlu gelişme, dinin ve imanınki başta olmak üzere, tabuların zincirinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. İnsan aklı, bilim, teknoloji, insan hakları alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir.

Akıl ve bilim aydınlık kesimdedir. Din ve iman ise karanlık kesimde. Aklın, bilimin ölçüleri bellidir. Gözlem vardır, deney vardır, nesnellik vardır...Yolu ışıklandıran da bunlardır. Öyleyse "din"in üzerine nasıl gidilmesi gerektiği ortada ve son derece açık: Karanlığın üzerine nasıl gidilirse, "din"in üzerine de öyle gidilmelidir. Karanlıkla savaşılırken ışık gereklidir. Dinin, imanın üzerine gidilirken de..." 

Turan Dursun

Cuma, Şubat 03, 2012

Din: Kulluk ve Kader

*   Salt kendine inanmıyorlar diye toplumları çoluk çocuk tufanda boğan, üzerlerine yıldırımlar, taşlar, depremler yollayıp katleden veya emirlerine yeterince uymadılar diye milyarlarca insanı yakacağını, onlar çırpınıp bağırdıkça ateşi çoğaltacağını ve bunu hep yapacağını söyleyen, buna karşılık ödüllendirmeyi sadece, kendine sorgusuz boyun eğen, aklı yatsın yatmasın kulluğunu benimseyenlere uygun gören bir tanrı fikri, ister istemez ona inananların kişiliğini de buna göre biçimlendirir.

*  Sömürünün sonucu olarak, sınırsız zenginlikle sefaletin iç içe yaşandığı bir dünyada temel suç tanımı, allaha kulluk ya da iyi kulluk yapmamaktır. Dünya sorunlarının pek önemi yoktur. Halbuki insanlık onuru hiç bir kimsenin kulluk yapmasına, hele kul olmamayı suç konusu yapmasına, izin vermez. Yaratanın, yardım edenin büyüklüğü de zaten hiçbir karşılık beklememesinde göstermez mi kendini? İyilik yapanın bundan karşılık beklemesi, daha da ötesi karşısındakini kendine bağımlı kılmak için iyilik yapması, insanlar arası ilişkide bile kabul edilemez bir yaklaşım değil midir?  Tanrının irade ve erdemi insandan çok daha yüce olması gerektiğine göre, tanrıya atfedilen bu mantıkta, köleci dönem kültürüne özgü bir problem yok mudur?

*   Ahiret inancının , kişiyi zulme, haksızlıklara, sefalete, aynı şekilde yaşamın kısalığı ve doyumsuzluklarına karşı avutan bir işleve sahip olduğunu ve manevi bir rahatlama sağladığını biliyoruz. Ancak bu avuntu, gerçek hayattaki haksızlıkların "öbür dünyaya" havale edilmesine neden olduğundan toplumsal yaşamın sorunları karşısında edilgenlik üretir. Teba ve kul olmaktan, birey ve yurttaş olmaya doğru gelişimi engeller. Ahiret, her türden olumsuzluğa karşı kendi içine kapanmaya, aldatıcı bir rahatlamaya, her şeyde bir "hikmet" olduğu varsayımıyla bilimsel ve siyasal kuşkuculuktan, sorgulayıcılıktan uzaklaşmaya neden olan bir inançtır.
İslamiyet Gerçeği I / Erdoğan Aydın
/ Kırmızı

Perşembe, Şubat 02, 2012

Kadın ve Evlilik

 


Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektir. Birçok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir 
ya da evli olmadığı için acı çekiyordur.

Simone de Beauvoir

Çarşamba, Şubat 01, 2012

Paganizmin Dehası

  Paganizm, öncelikle Hıristiyanlığın tam karşıtıdır; ve rahatsız edici gücünü, belki de kalıcılığını tam da buna borçludur.
*   Dualist değildir ve ne ruhu bedenin; ne de inancı bilginin karşısına koyar.
*   Bireysel ve toplumsal yaşamın rastlantılarının yansıttığı güç ve anlam ilişkilerine ( dışsal bir kural olarak) ahlak tahsis etmez.
*   Tüm olayların bir işaret olduğunu ve tüm işaretlerin anlamı olduğunu ileri sürer.
*   Kurtuluş, aşkınlık ve gizem ona temelden yabancı şeylerdir. Bunun sonucu olarak yeniliği ilgiyle ve hoşgörüyle karşılar; tanrıların listesini uzatmaya her zaman hazırdır.
*   Sentezden değil eklemeden ve munavebeden anlar.( Bu kuşkusuz hıristiyan misyonerliği yüzünden yanlış anlaşılmasının en derin ve kalıcı nedenidir.)
*   Kendi adına asla bir misyonerlik pratiği yoktur.
----------------------------------------------------------
*   Doğanın efendisi değil, onun bir parçası olunduğu düşünülür.
*   Pagan inancının temeli "Gaia", kutsal kitabı doğadır. 
  "Cennet", "cehennem" inancı olmadığı gibi "Şeytan" inancı da yoktur.
*   Yaşamın sonsuz döngüsüne inanılır, içsel bir huzur hedeflenir.

Kaynak :  Paganizmin Dehası
/ Marc Augé / Dost

Cumartesi, Aralık 31, 2011

Gam Yeme

      Bok çukuruna çevrilen bu güzel hayata katık edebileceğimiz tek şey var: Umut... Bütün makam-mevkiler yalancılarla ,nadanlarla dolu. Her yıl sonunda, bir yıl boyunca yaşanan boklukları bir gözden geçiriyoruz. Her yıl birbirinden beter. Sadece bir kaç güzel şey, bir kaç güzel insan...
     Bu dünya onların yüzüsuyu hürmetine dönüyor zaten. İyi yıllar dünya, iyi yıllar güzel insanlar...

Sultan suyu gibi çağlayıp akma,
Durulur gam yeme divane gönül.
Her dumanlı dağ başındaki  kar,
Kırılır gam yeme divane gönül.

Bizden selam söylen dosta gidene,
Yuh yalancıya, lanet nadana,
Bunca düşman ardımızdan yetene,
Yorulur gam yeme divane gönü.

Pir Sultan Abdal'ım sırdan sırada,
Bu iş böyle oldu kalsın burada,
Cümlemizin yeltendiği murada,
Erilir gam yeme divane gönül.

Pazar, Aralık 11, 2011

Savaş ve Hafıza

Savaş bir gün biterse kendimize şunu sormalıyız: 
-Peki ya ölüleri ne yapacağız? Neden öldüler?  
Cesare Pavese 

“Bu efendiler sadece masumları katletmekle kalmazlar, aynı zamanda hafızamızı yok etmeye çalışırlar 
işte bu yüzden her şeyi kayıt altına almalıyız.”  
John Berger

Kaynak: Gelecek Uzun Sürer / Özcan Alper

Perşembe, Ekim 06, 2011

Vatanseverlik Dedikleri

“Vatansever, efendim, adi ve alçakların son sığınağıdır,” demişti Dr. Johnson. Zamanımızın en büyük milliyetçilik karşıtı Leo Tolstoy, vatanseverliği bütün katillerin eğitimini tatmin edecek bir prensip olarak tanımlar; hayatın gereklilikleri olan ayakkabı, kıyafet ve ev yapımından çok insan öldürmek için daha iyi ekipmanı bulunan bir iş; averaj çalışan adamınkinden daha üstün kârları ve zaferleri garantileyen bir iş. Diğer bir anti-vatansever olan Gustave Herve de vatanseverliği din kurumundan daha incitici, vahşi ve insanlık dışı bir boş inan olarak tanımlar. İnsanın doğal fenomeni tanımlamadaki beceriksizliğinden kaynaklanan dini bir boş inan. İlkel insan fırtınayı duyduğunda ya da şimşek çaktığını gördüğünde, her ikisini de açıklayamazdı ve bu yüzden de bu olayların ardında kendisinden daha üstün bir güç olduğu sonucuna varırdı. Benzer şekilde yağmurda ve doğadaki çeşitli değişiklerde de doğaüstü bir güç görürdü. Diğer yandan vatanseverlik, yapay bir şekilde yaratılmış ve yalanlar ile yanlış söylentilerin iletişim ağından kaynağını alan bir boş inandır; insanı özgüven ve değerlerinden kopartırken, ona kibir ve anlamsız bir gurur katan boş bir inan. Gerçekten de kibir, anlamsız gurur ve egotizm vatanseverliğin ayrılmaz bileşenleridir. Açıklayayım:
Vatanseverlik dünyamızın her biri demir parmaklıklarla çevrili küçük noktalara bölünmüş olduğunu söyler. Bazı özel noktalarda doğma şansına sahip olanlar herhangi bir diğer noktada ikâmet edenlere göre kendilerini daha üstün, asil ve akıllı görürler. Bu yüzden de o seçilmiş noktada yaşayanların, üstünlüklerini diğerlerine göstermek amacıyla kavga etmek, öldürmek ve ölmek gibi görevleri vardır. Diğer yerlerde yaşayanlar ise, bebekliklerinden ya da çocukluklarından itibaren beyinlerini Almanlar, Fransızlar ya da İtalyanlar’ın kan dolu hikâyeleriyle doldururlar. Çocuk yetişkinliğe eriştiğinde, kendisinin Tanrı tarafından ülkesini tüm yabancıların saldırı ya da istilâlarına karşı savunmak amacıyla seçilmiş olduğu düşüncesiyle doldurulmuş olur. Bu yüzdendir ki bizler daha üstün bir ordu ve donanma, savaş gücü ve cephane için haykırmaktayız. Bu yüzdendir ki Amerika kısa bir zaman içerisinde ordusu için dört yüz milyon dolar harcayabilmektedir. Bir düşünün: İnsanların üretiminden çalınmış dört yüz milyon dolar. Elbette ki vatanseverlik oyununa katılanlar, zenginler değildir. Onlar her yerde kendilerini evlerinde hissedebilen kozmopolitanlardır.
Emma Goldman, 1911