Salı, Mayıs 31, 2011

Neo-Panopticon

Denetim toplumları, bireysel alanları değil, ortak politik alanları yıkar ve insanları izole bireysel alanlara mahkum eder, böylece herkesi istenen sınırlara doğru geriletir. Dinlenen telefonlar, görüntü kayıtları, basılmamış bir kitabı yok etmek "bireysel özgürlükler"e müdahaleden çok "ortak politik alan" yaratma çabalarına karşı işleyen bir iktidar teknolojisidir. İktidarların kendi politik düşmanlarına karşı kullandıkları silahtır.

Express 118 - Kozmomilitan

Düzen Adamının Profili


Kapitalizm antropolojisinin kalıplarının, maskelerinin, yargıçlarının, savcılarının, gardiyanlarının, faşistlerinin gerçekliği : Kendi yabancılaşması içinde kendinden memnun, sırf başkalarına işkence ederek, sömürerek yaşayan, varoluşunun temeli mesleki başarı, terfi, dirsek oyunları olan, Üçüncü Dünya'daki ve buradaki birkaç milyar insanın yoksulluğundan sömürülmesinden, açlığından ve sefaletinden zevk alan bir pislik.

Ulrike Meinhof 



Cuma, Nisan 22, 2011

Rıfat Ilgaz 100 Yaşında

Ilgaz, Anadolu’nun sen yüce bir dağısın
Eteklerinde kitaplar...
Can Yücel


Böyle mi Olacak Ölümüm
Sanıyorum fazla beklemeyeceğim
tekaüt kahvelerinde ecelimi.
Soğuk algınlığını bahane ederek
el etek çekildiği zaman ortalıktan
başımı alıp gideceğim.

Cumartesi, Nisan 16, 2011

Ahlat Ağacı

Eşin dostun yaşıyor bak bahçelerde
Sen çıplak bir doruğun üzerindesin
Tam rüzgârın engini sardığı yerde
Yekpare bir mavilik üstünden akar
Altında köklerini sıkan bir toprak var
 
Dertleşir durursun gölgenle
Bazan öyle yakın geçer ki kayan yıldızlar
Halini soruverecek sanırsın
Dağılır üstündeki yeşil sükût
Ümitle kımıldanırsın

Bakma sana bir ad verdiklerine
Yerle gök arasında bir karaltısın
Ve bütün dünya seni unutmuş
Sanki kim bilecek yaşadığını
Gelmese dallarına birkaç fakir kuş

Ne de dolmaz çilen varmış
İlk defa kırağı yaktı canını
Aşkı sonra bulutların
Rüzgârın cilvesi değil miydi
Döken yapraklarını
Durmuşsun kırların bir ucuna
Ah senin halin köylü hali
Yaşarsın kıraç toprakta
Servi-simin misali

Mehmet Başaran

Cumartesi, Şubat 12, 2011

Korku Toplumu ve Kültürü

Kapalı bir sistemdir bu. Batı'ya olduğu kadar, Doğu'ya da kapalı bir sistemdir.Ortadoğu'dur, kenar Batı'dır. Ne Doğu'dur ne Batı'dır. Kafka'nın yeraltında yaşayan hayvanı gibi, kendisine doğru kazılan bir tünelin içindeki bilinmeyen düşmanı korkuyla bekler. Bizim ilk günah'ımız belki de budur: Kapalı sistem yaratıklarının dış dünyaya karşı besledikleri korkudur. Yaşama korkusudur. Fütuhat ( Zaferler, fetihler ) da herkese ve herşeye boyun eğdirerek bu korkudan kurtulma çabasıdır.Dünyayı bir savaş alanına çevirdikten sonra, her yandan düşman saldırısı bekleyenlerin korkusudur. Bir şehre kapanıp bütün ülkenin saldırısını bekleyen sarayın korkusudur bu. Her davranışın devlete yöneldiğini sanan paranoyak yöneticilerin korkusudur. Kültür korkusudur. Matbaadan, şiirden, resimden, felsefeden, hatta dinden korkmaktır bu. Korkunun sonucu yabancılaşmadır. Kavram kargaşası yaratarak temel kavramlardan uzaklaşma çabasıdır. Temel kavramların onu bir hiçe indirgeyeceği korkusudur. Korku ortadan kalkarsa, postunu kaybedeceğinden korkan tekke şeyhinin korkusudur. Bunun için müeyyideler gevşektir; herkes korkmalıdır, ama ceza da uygulanmamalıdır. Müeyyideler hayatı zehir edecek kadar korkutmaladır, ama isyan ettirecek kadar kesin olmamalıdır. Neyin ne olduğu, hangi suçun cezasının ne kadar olduğu bilinmemelidir. Fakat herkes, her an suç işlediğini hissetmelidir ki başkaldıramasın. Her zaman suç işlediği halde kendisine taviz verildiğini hissettiği için başı önünde dolaşır insanımız. Bizim "ilk günah"ımız budur. Cezalandırılmayan küçük günahların toplamı - hoşgörümüz de budur. Ayrıca devlette aynı suçluluk duygusu içinde müeyyideleri uygulamaz. Bu bakımdan bağışlayıcıdır. Karşılıklı bir oyundur bu. Bağışlanmayan tek suç, bu oyunu fark etmek, bu oyuna karşı çıkmaktır. Gerçeği aramaktır. Bilim bunun için tehlikelidir, deneme bunu için tehlikelidir, roman ve hikaye bunun için tehlikelidir. Belirli kalıplar içinde kalan şiir bunun için tehlikesizdir. Taklitçi olmayan Batıcılık bunun için tehlikelidir. Gerçeği arayan Doğu bunun için tehlikelidir.
Oğuz Atay
/ Günlük