Cumartesi, Haziran 05, 2010

Demokrasi ve Hegemonya

Pek çoğumuz demokrasinin bir mutabakat üretme zemini olduğuna inandırıldık. Öte yandan, artık mutabakat denilen şeyin bir tasarım ürünü olabileceğini de biliyoruz.Liberaller siyasetten söz ettiklerinde, ekonominin terimleriyle konuşuyorlar ve bu yüzden siyasal olanın belirleyiciliğini gözden kaçırıyorlar. Bu nedenle siyasal olanı belirleyen temel dinamikleri anlamak zorundayız.Bu noktada, her toplumda siyasal olanın, toplumda zaten varolan çatışmalarla ilintili olduğunu düşünüyorum. Çatışma her halükarda kaçınılmazdır.Bu da her hangi bir dışlama  içermeyen bir mutabakatın -hegemonik ilişkilerden bağımsız bir şekilde- asla var olmayacağını gösterir.
Chantal Mouffe

Politik Kusur






Politikanın gizli kusuru, neyin kötülük olarak adlandırılabileceğini bilmeyecek bir hale gelmiş olmasıdır.

Jean Baudrillard

Cumartesi, Mayıs 22, 2010

Oyunun Kuralı

...
Oyunun kuralıymış, öğrendim. Eğer şifreyi yüksek sesle söylemeye çalışırsan, suçlu ilan edilirsin. Üstelik suçun şifreyi yüksek sesle söylemeye çalışmak olmaz. Tam da senin karşı durduğun, mücadele ettiğin bir tutum sana mal edilir. Örneğin bir rahibeysen, fahişelik yapmakla suçlanırsın. Hayatını İslami değerlerin canlı tutulmasına adamış bir insansan, boynuna, içki ya da uyuşturucu tüccarı yaftası asılır. Ya da bir anti militarist olarak bombacılıkla suçlanırsın. Ve bu öyle kriminal bir tarzda yapılır ki sen savunmaya itilirsin. Yani bir odağın üzerine yürürken, kendinle uğraşmaya başlarsın. Suçlamalar sürekli tekrarlanır, tekrarlanır... Bunlar iddia biçiminde de verilse, çamur izini bırakır ve herkes sana baktığında bu suçlamaları hatırlar. Artık sen asla eski kimliğini sürdüremezsin. Bir düşünce suçlusu değilsindir. Barış suçlusu da ilan edilmezsin. Savaş örgütü, seni terörize eder ve yeni bir kimlikle milyonların karşısına çıkarır.
...
Pınar Selek
( 17 Mayıs 2006 tarihli mahkeme savunmasından)

Çarşamba, Mayıs 19, 2010

Akıllı ve Aptal






Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken, aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.



Bertrant Russell

Salı, Mayıs 11, 2010

Büyükler ve Küçükler





Büyükler neden büyüktür, bilir misiniz?
Biz, dizlerimizin üstüne çökmüşüz de ondan.

Stirner







Cumartesi, Mayıs 08, 2010

Seyir ve Seyirci

Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar yüzünden değil, durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden...
Albert Einstein


Hayata seyirci kalmak kötüdür oğlum. Hayatın iyi, uslu bir seyircisi olmaktansa hayatın içinde başarısız bir adam olmak bin kere daha iyidir. İyi bir boks seyircisi olmaktansa, kötü bir boksör olmayı göze almak daha iyidir, oğlum.
Yılmaz Güney

Perşembe, Mayıs 06, 2010

İstisna ve Kural





Ezilenlerin geleneği bize, yaşadığımız "istisna durumu"nun ( aslında ) kural olduğunu öğretmiştir.
Walter Benjamin

Çarşamba, Nisan 14, 2010

Bilmek, Bilinmek

Onlarca kitap yazmış olan bir bilim adamına sormuşlar:
- Sahip olduğunuz bilginin çok azına  sahip olmalarına rağmen, sizden çok tanınanlar var. Bunun sebebi nedir?
    Bilgin kişi yanıt vermiş:
- Ben bilmek için öğrendim, onlarsa bilinmek için!









Cumartesi, Nisan 03, 2010

Madem İyisin

İyi niyetli olmak, gerçek iyiliğin ölçüsü değil...  Brecht'in eşsiz görüş gücünün ışığını farkederek hakkını teslim etmek lazım...



Anladık iyisin,
ama neye yarıyor iyiliğin.

Seni kimse satın alamaz,
eve düşen yıldırım da
satın alınmaz.
Anladık dediğin dedik,
ama dediğin ne?
Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
kime karşı?
Akıllısın,
yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
peki gözettiğin kimin ki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
dostların kimler?

Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim.
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
ama madem bir sürü iyi yönün var.
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
iyi tüfeklerden çıkan
iyi kurşunlarla vuracağız seni
sonra da gömeceğiz
iyi bir kürekle
iyi bir toprağa.

Bertolt Brecht

Cumartesi, Mart 20, 2010

Çarşamba, Mart 17, 2010

Bağlanmayacaksın

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.

Çok sevmeyeceksin mesela. 
O daha az severse kırılırsın
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, 
kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.

Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan birşeylerin...

Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, 
renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye
ya da cennete ait olacaksın.

Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, 
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. 
Ucundan tutarak... 
Can Yücel

Pazar, Mart 07, 2010

Hypatia

- Önüne gelenle gidiyor - diyorlardı, özgürlüğünü lekelemek istediklerinde.
- Kadına benzemiyor - diyorlardı, zekasını övmek istediklerinde.
Ne var ki, çok uzaklardan bir sürü öğretmen,filozof, hakim, ve politikacı onun anlatacaklarını dinlemek için İskenderiye Okulu'na koşuyorlardı.
Hypatia, Öklid ve Arşimet'e kök söktürmüş olan matematik problemleri üzerinde çalışıyor ve ilahi ya da insani sevgiyi haketmeyen kör inanç aleyhine konuşmalar yapıyordu. Kuşku duymayı ve soru sormayı öğretiyordu. Ve tavsiyelerde bulunuyordu:
- Düşünme hakkını koru. Yanılarak düşünmek hiç düşünmemekten iyidir.
Bu kilise karşıtı kadın maço Hıristiyanlar şehrinde ilim öğreterek ne yapmaya çalışıyordu?
Ona cadı ve büyücü diyorlar, ölümle tehdit ediyorlardı.
Ve 415 yılı Mart ayında bir öğle vakti kalabalık üzerine çullandı. Arabasından çekip çıkardılar, çırılçıplak soyup sokaklarda sürüklediler, tekmelediler ve bıçaklarıyla deştiler. Ondan geriye kalan parçaları da kent meydanında yakılan büyük ateş ortadan kaldırdı.
-Bu olay soruşturulacak- diye açıklama yaptı İskenderiye valisi. ( s/81-82 )

Eduardo Galeano
Aynalar / Sel Yayınları